Okullar açıldı. Bir çok üniversitenin eğitim öğretime başlaması da bu sene ortaöğretim kurumları ile aynı güne denk geldi bu sene. Konu ile alakası olan öğrencilere, eğitim çalışanlarına ve öğrencilere hayırlı olsun.

Eskilerin dediği gibi “Öğrencinin hevesi; Öğretmenin nefesi; Veli’nin de kesesi” birleşmeyince birşeyler eksik kalacak bu sene de. Tabiki eğitimin, öğretimin gerçekleşmesi için gerekli şeyler arasında bu özetin özeti üç madde gerekli değil. Aynı zamanda kanunlar, yönetmelikler ve onların yürütücüsü kurumların da büyük etkisi var. Sosyal çevrenin de.

Çalıştığım kurumda belirlenen verilere göre ve Milli Eğitim bakanlığının istatistiklerinde 9. sınıflarda kalma oranının ortalama olarak %40 dolaylarında. Bu çok yüksek oran uzun süredir böyle. Duymaktan hoşlanmamakla birlikte de her geçtiğimiz sene de bir miktar artmakta. Liselerde kalmanın büyük bölümü 9. sınıfta olmakta. İntibak ve ergenlik sorunlarının yanı sıra, bu 8 yıllık kesintisiz eğitim de bir ürünü. Zorunlu eğitimin ve sınıfta kalmanın nerede mümkün olmadığı bir ilköğretim çağının öğrencilere negatif etkileri olduğunu düşünmekteyim. İlköğretimin kesintisiz olması öğrencileri 8. sınıfa kadar kendisinden daha olgun rol model alabileceği üst sınıfları görememesi, bir miktar hayatı ciddiye alma sorunları yaşatmakta öğrencilere. Belki üniversiteye hazırlanan, gelecek endişesi taşıyan, yetişkinliğe adım atmış lise öğrencileri ile geç okul ortamında birlikte olmak bu verim düşüklüğünün bir sebebi olabilir diye düşünmekteyim.

9. sınıflara derse giren her öğretmenin sıkıntısı olan bu durumun uygun şekilde çözülebilmesi ümidi ile yeni eğitim öğretim yılı başladığı heyecanla bitmesi; herkese beklediğini vermesi ümidi ile.