Aslında korkunç bir “istismar endüstrisi” kurulmuştur. İnancın, düşüncenin, sanatın, ekonominin, iş yapmanın istismarını dev bir dinamo halinde işleten bir endüstri. Bu endüstri, her şeyin gerçeğini değil, gerçeğinin benzerini üretmekte, sonra o benzeri meydanlara çıkararak “gerçeğin sahipliği” iddiasıyla bangır bangır bağırabilmekte.
[...]






