Yazılar

Düşmanlarımızın Tanrısı

Akıl, devlerin değil cücelerin silâhı. İnsiyaktan daha ahmak bir meleke. Küstah, şımarık, mütecaviz. Hırsız fenerinin soluk ve şüpheli aydınlığı. Toprak köleleri bu Tanrı sayesinde zincirlerini kırdılar, fakat insanlık ne kazandı?
İnanç asildir. Medeniyetler onun eseri. Biri mühendisleri yaratır, öteki kahramanları.

Gerçek akıl, ilâhî bir mevhibedir; aşka, sonsuza, feragata kanatlandırır bizi. İnsanı maddeye ve rakkama zincirleyen bu miskin meleke, yabancı bir Tanrıdır: düşmanlarımızın Tanrısı.

Cemil MERİÇ
Bu Ülke, İletişim Yayınları, s. 182

Doğu Despotizmi

Montesquieu, Doğu despotizminden söz eder. Düşünmez ki despotizmin âlâsı, perestişkârı olduğu İngiltere’de ve tebaası bulunduğu Fransa’dadır. Ne beyzadelerin dillere destan zulümlerini, ne isim hanesi açık tevkif emirnamelerini hatırlar. Bu şaşkın toprak ağasının hakkımızdaki türrehatı sadece gülünçtür: “Türkler dünyanın en çirkin insanları idi. Karıları da kendileri gibi kaknemdi. Rum dilberlerini görünce akılları başlarından gitti. Başladılar kız kaçırmaya. Zaten ezelden beri hayduttular” v.s. Devamını Oku

Demokrasi ve İslâmiyet

İki asır önce basılan bir ikonoloji* kitabında, kadın olarak tasvir edilmiş demokrasi; alnında asma yapraklarından bir taç, sırtında kaba saba giysiler; bir elinde nar, ötekinde yılan.
Her çağ kendi rüyalarını, kendi emellerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını. Uğrunda sel gibi kan akıtılmış.

Nedir bu demokrasi?

  • “Katıksız demokrasi ayak takımının despotizmidir”, diyor Voltaire.*
  • Demokrasinin temeli fazilettir”, diyor Montesquieu*…
  • De Maistre:* “hırstır”, diyor.
  • Demokrasi adaletin temelidir, Vacherot‘ya* göre.
  • Proudhon‘a göre, ruhanî ve cismanî bütün iktidarların sona ermesidir.
  • Thierry* için, demokratik cumhuriyetlerin sonu ahlâkî bir alçalıştır. Devamını Oku

Üstad’dan: Biz ve Onlar

“İmparatorluk günden güne zayıflamaktadır.  Niçin saklamak?  Onu bu hâle düşüren sebeplerin başında Avrupalılaşma zihniyeti gelir. Temellerini III. Selim’in attığı bu zihniyeti, derin cehaleti ve sonsuz hayalperestliği yüzünden II. Mahmut son haddine vardırır. Babıâli’ye tavsiyemiz şudur: hükümetinizi dinî kanunlarınıza saygı esası üzerine kurunuz. Devlet olarak varlığınızın temeli, Padişahla Müslüman tab’a arasındaki en kuvvetli bağ, dindir. Zamana uyun, çağın ihtilaçlarım dikkate alın. İdarenizi düzene so-kun, ıslah edin. Ama yerine size hiç de uymayacak olan müesseseleri koymak için eskilerini yıkmayın. Avrupa medeniyetinden sizin kanun ve nizamlarınıza uymayan kanunları almayın. Batı kanunlarının te¬meli Hıristiyanlıktır Türk kalınız. Tatbik edemeyece¬ğiniz kanunu çıkarmayın. Hak bellediğiniz yolda ilerleyin. Batı’nın sözlerine kulak asmayın. Siz ilerlemeye bakın. Adalet ve bilgiyi elden bırakmayın. Avrupa eflıâr-ı umûmiyesinin az çok değeri olan kısmını yanınızda bulacaksınız. Kısaca, biz Babıâli’yi kendi idare tarzı’nm tanzim ve ıslahı için giriştiği teşebbüslerden vazgeçirmek istemiyoruz.. Ama, Avrupa’yı örnek olarak olmamalıdır kendine. Avrupa’nın şartları başkadır, Türkiye’nin başka. Avrupa’nın temel kanunları Doğu’nun örf ve âdetlerine taban tabana zıttır, ithal malı ıslahattan kaçının. Bu gibi ıslahat Müslüman memleketlerini ancak felakete sürükler. Onlardan haır gelmez sizlere.”

Metternich

Cemil Meriç. Bu ülke. s 167